KKB/KÖG: Eylem Ataş(Cemre Heval) Ölümsüzdür!

”Ortadoğuda, ezilen insanlardan yana yeni bir tarih yazılıyor. Bize düşen de bu tarihi yazanların, yanında yer almaktır. Yani çocuklar daha çok ekmek yesin diye”
Eylem Ataş, parti adıyla Cemre Heval, Minbiç’te AKP destekli çetelerin ağır saldırılarının sürdüğü günlerde, şehrin en zorlu en ön cephelerinde savaşırken 27 Haziran 2016 tarihinde ölümsüzleşti. Eylem Ataş lise yıllarında Dev-Lis saflarında başlattığı mücadelesini Birleşik Özgürlük Güçleri Komutanı Aziz Güler’in naaşının 59 gün sonra doğup büyüdüğü topraklara getirildiği gün Rojava’ya geçerek, savaş topraklarına taşıdı. Aziz’in toprağa verildiği gün Eylem; Bedreddin, Tamer ve Aziz’in bayrağını omuzladı. Rojava’da Tişrin ve Siluk hamlelerine katıldı. Çetelere ve AKP’ye karşı mücadelede iyi bir nişancı, gözü kara bir militan, parti içinde yoldaşlarına karşı güler yüzlü, dayanışmacı , fedakar bir savaşçı oldu. Eylem hayata olan bağlılığını, yaşama sevincini yeri ve zamanı geldiğinde mücadele gereklerine uygun adımlar atarak sürdürdü. Eylem partiden, yoldaşlarından talimat beklemeden, yapılması gereken neyse onu hayata geçirebilmeyi, kendinden emin bir şekilde tüm mücadele hayatı boyunca hem yoldaşlarına hem de düşmana karşı gösterdi. Kısacık yaşamını uzun sözlere, uzun metinlere, tartışmalara bırakmadan gerçekçi ve bilinçli kararlılığıyla mücadele ederek yaşadı. Sözün Eylem’i, teorinin pratiği, baharın Cemre’si oldu…
Türkiye’de büyüttüğü kadın kurtuluş mücadelesini, Kadın Komünarlar Birliği savaşçısı ve ilk ölümsüzü olarak sembolleştirdi , kadın direnişinin taşıyıcısı oldu. Adını aldığı , gençlik yıllarında Çukurova’ da birlikte mücadele ettiği ve PKK saflarında ölümsüzleşen Heval Yeşilgöz’ün mücadele inancını, kendi inancıyla harmanladı. Türkiye’de erkek egemenliğe karşı direnen kadınların mücadelesini , Rojava’da Işid çetelerinin zulmüne karşı direnen kadınların mücadelesiyle birleştirdi. Bizlere kadın komünarcılığın, komünar savaşçılığının; kararlılığı, inanç ve cesaretinin mirasını bıraktı. Birlikte ölümsüzleştiği MLKP militanı Sevda Çağdaş ile Türkiye Devrimci Hareketi’ne entarnasyonel mücadeleyi hafızalarda kalmış öykülerin ötesinde bir ihtiyaç olarak gösterdi.
Eylem’i Rojava topraklara götüren şey, patriyarkal kapitalizmin ağırlaşan saldırıları, katledilen kadınlar, aç bırakılan çocuklar ve kendi deyimiyle ” yangın yerinden yükselen mor duman” ın ta kendisidir. Eylem’i kadın eylemlerinde barikatın en önünden savaşın en ön cephelerine taşıyan şey, erkek egemenliğe karşı yükselen kadın öfkesi ve kadın mücadelesidir. Eylem yaşamının son anına denk, kadın komünar bir ruhla, kadınların kurtuluşu için savaştı. Bugün kadınların attığı her slogan, kaldırdığı her bayrak, attığı her taş, barikata yüklenen her omuz, cephede atılan her kurşun bu savaşın bir parçasıdır. Bu savaşta Eylem’in kararlılığını ve inancını taşıyacağımızı, Eylem’in gülüşünü hiç unutturmayacağımızı yeni Cemrelerle çoğalacağımızı ve ” vakur birer damla ” olacağımızı Eylem Ataş’ın ölümsüzlüğünün yıl dönümü vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz.