Rojava Devrim ve Kadınlar… Feyza Asya- Mina Asmalı

Dünya ve Türkiye solunun hafızasında enternasyonalist dayanışmanın simgelerinden ilk akla gelenler İspanya iç savaşı ve Filistin’di. 2014 Eylül’ünde Kobane direnişiyle başlayan süreç ise, Stalingrad’dan Barcelona’ya, faşizme ve barbarlığa karşı savaş tarihinin taşıdığı devrimci direniş ruhunu canlandırdı. Özellikle İspanya iç savaşına dair belge, fotoğraf ve filmlerde görülebilen kadın savaşçılar ise Rojava devrimi sürecinde, sadece savaşa/direnişe katılan değil bizzat savaşı, direnişi ve toplumun özgürlüğüyle birlikte kadınların özgürlüğünü de örgütleyen askeri/siyasal özneler olarak dünya gündeminde yerlerini aldılar. Kuşkusuz devrimin gerçekleştiği topraklarda Kürt halkının Esad döneminde sahip olduğu toplumsal haklardan- statüden bağımsız bir analiz yapmak gerçekçi olmaz. Kürt halkının yaklaşık üçte ikisinin kimliksiz olduğu mülk sahibi olmasına izin verilmediği Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili olarak tanınmadığı bir yakın geçmişten ve böylesi toplumsal siyasal koşullar üzerinde örgütlenen bir devrimden söz ediyoruz. Rojava devrimi içinden yükselen kadın devrimi kavramı ise gerek dünya medyasında gerekse Türkiye toplumsal muhalefetinin zihninde savaşçı kadınlarla özdeşleşti. IŞİD’e karşı mücadelenin neredeyse tamamlandığı şu günlerde Rojava devrimine ve kadınların kurtuluş mücadelesine ilişkin analizlerin olmazsa olmazına, yani askeri mücadelenin arka planına, toplumsal alana bakmak gerekiyor. Zira askeri mücadele ile özdeşleştirilen bir kadın devrimi yaklaşımı kadınların siyasal ve toplumsal alanda erkeklere karşı da verdikleri mücadeleyi ve kazanımları “erkek devrim” anlayışına hatta oryantalist bir, Müslüman ama seküler kadın savaşçılar, imgesine sıkıştırır. Ki Türkiye sosyalist hareketinin erkekleri açısından baktığımızda da Rojava’da inşa edilen kadın devriminin çoktan, feminist hareketin patriyarkayı geriletme/alaşağı etme mücadelesi ile karşı karşıya getirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Patriyarkaya karşı mücadeleyi, kadın devrimini, silahlı kadın mücadelesine indirgeme çabası feminist hareket ile gerek Kürt kadın hareketinin gerekse Rojava’da enternasyonalist mücadeleye dahil olan sosyalist soldaki feministlerin dayanışmasını görmezden gelme eğilimiyle malul. Rojava’da inşa edilen kadın devrimini gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutmak ise toplumsal alanın (toplumsal alan kavramı Kürt hareketince askeri alan dışındaki sivil alan için kullanılıyor ve feminist terminolojide kullandığımız özel alan/aile de toplumsal alan siyasetine içkin hatta bir hayli önemli bir parçası), kadınların gündelik yaşamlarının dönüşümünü görmek ile mümkün. Dönüşümün etkilerini Kongre Star, Mala Jinêler, Jinwar, Jineoloji Akademisi gibi en etkin kadın örgütlenmelerinin ortaya çıkardığı izlere bakarak takip etmek anlamlı.

Esad rejiminin sekülarizmi patriyarkanın sınırında durmuş
Suriye’de iç savaşın ve cihatçı çetelerin katliamlarının başlamasıyla birlikte Esad rejiminin sekülarizmi de altı çizilen bir nokta haline geldi. Hiç kuşku yok ki İslami referanslı yasak, baskı ve katliam uygulamaları rejimin meşruiyetini artıran bir unsur olarak Türkiye toplumsal muhalefetinin de gündeminde yer aldı. Özellikle cihatçı çetelerin Suriye’deki saldırganlığının AKP tarafından kışkırtılıp destekleniyor olması ve AKP’nin bugünkü yokuş aşağı gidişinde cihatçıların uğradığı yenilginin payı, rejimin sekülarizmi ile Türkiye’deki sekülarizmi koruma mücadelesi arasında bir duygudaşlık yarattı. Kürt şehirlerinde ya da rejimin de varlığını sürdürdüğü Kamışlo gibi yerlerde gündelik hayatın içinde kamusal alanda dini muhafazakarlığa dair fazla iz yok. Camilerden yükselen ezan sesleri pek duyulmuyor, küçük camilerin dışına taşan namaz kitlesi vs. de görünmüyor. Ancak rejimin sekülarizminin ailenin/özel alanın sınırında durduğu ve esas olarak Kürt kadın hareketinin Rojava’da özel alanı/aileyi seküler temelde, kadın özgürlüklerini esas alarak yeniden inşa etmeye çalıştığı altı kalınca çizilmesi gereken bir süreç olarak devam ediyor.

Rojava’da kadınların hayatındaki değişimin boyutlarını görmek için Esad’ın Ortadoğu için seküler kabul edilen Baas rejiminin kadınlara ilişkin hukuki çerçevesine ve uygulamalarına bakmak gerekiyor. Rejimin aile, miras ve mülkiyet hukuku çok hukukluluk nedeniyle, kadınları neredeyse tümüyle şeriat hükümlerine tabi kılıyor. Kadınların kocalarından, babalarından bağımsız mülk edinme hakkı yok. Edindikleri mülklerde miras kalanlar dahil kocalarının söz hakkı var. İlköğrenim dahil okuma hakkı baba iznine tabi. Miras hakları yok. Miras erkek kardeşlere kalıyor. Erkek çocuk yoksa kalan mirasın yarısı erkek kuzene geçiyor. Erkeklerin eş-zamanlı olarak birden fazla evlilik yapma hakkı var. Kadınlara aile içinde uygulanan erkek şiddetine dair hiçbir önlem söz konusu değil. Kız çocukları dahil aile zorla evlendirme hakkına sahip ve çocuk evlilikleri hiç de azımsanmayacak oranlarda. Kadınların boşanma hakkı yok. Çok açık ki Esad Suriye’de rejimi, iktidarı için rızayı patriyarkal normların en kadın düşmanı hükümleriyle uzlaşarak da yeniden üretiyordu. Rojava’da ise geçmişten ve rejimden bir bütün halinde kopuş, devrimi inşa eden kadınlar tarafından her adımda kadınların özgürlükleri eksen alınarak örgütleniyor.

Kongre Star ve kadınların özgürlüğünü örgütlemek
2012 yılında Rojava devriminin başlamasıyla legal olarak örgütlenmeye başlayan Yekitiya Star, 2016 yılında tüm dinlerden ve etnisitelerden kadınların kendi öz örgütlenmeleri ile dahil olabilecekleri bir çatı örgütüne dönüşerek Kongre Star adını alıyor. Eşit temsilin her düzeyde uygulanmasını da denetleyen yapı olarak Kongre Star, toplumda kadınları ilgilendiren her konuda en yetkili örgütlenme: Politika, kültür, ekonomi, ekolojinin korunması, diplomasi eğitim sağlık, özsavunma ve kadınlara ilişkin sorunların çözüm merkezleri yani Mala Jinêler (Kadın Evleri). Kongre Star’ın varlığı özerk demokratik yönetimin karma yapısının oluşumunun yanı sıra tüm kamu kurumlarının yeniden örgütlenmesinde kadınların etkin olarak yer almasını mümkün kılıyor. Kamu istihdamında kadınlar her düzeyde eşit temsil hakkına sahip. Ücretli çalışmak isteyen kadınlar YPJ’nin yanı sıra asayiş örgütlenmesine katılabiliyor ya da başka kamu işlerinde istihdam edilebiliyorlar. Çok sayıda kadın için öğrenim ve yüksek öğrenim olanağı sağlanması toplumsal yaşamda önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Kongre Star ücretli emek gücüne ve toplumsal yaşama katılmak isteyen kadınlara bir şekilde istihdam olanağı yaratmayı hedefliyor.

Mala Jinêler kadınlar ve aile ilişkileri konusunda bilinç yükseltmeyi hedefleyen sivil ve toplumsal alan örgütlenmeleri. Kadınların başta şiddet olmak üzere sorunlarının çözümü için başvurdukları kurumlar bunlar. İlki 2011 yılında Kamışlo’da açıldığında karşı karşıya kaldığı tehditler nedeniyle ilk çalışmayı yürüten kadınlar “intihar grubu” olarak anılıyor. İlk başlarda çok az sayıda kadının başvurduğu bir yer olsa da zaman içinde kadınların haklarını savunan ve kadınlara ilişkin her konunun danışılabildiği bir merkez örgütlenme halini alıyor. 2016’da örgütlenen ilk Mala Jinê konferansının sloganı ise “Adalet kutsal bir toplumsal değerdir”. Mala Jinêler kadınlara ilişkin çok sayıda toplumsal ve aile içi sorun konusunda ilk başvuru merkezi. Sorunların çözülememesi durumunda mahkemelere başvuruluyor. 2014 yılında çıkan kadınlara ilişkin kanundan sonra ise Mala Jinêler bu kanunun ilk uygulayıcısı olma görevini de üstleniyor. Erkek şiddeti, erkek çok eşliliği ve aile içi sorunlar konusunda sahip olduğu etkinlik Rojava özerk yönetimi altında bulunan yerellerde kadınların hızla Mala Jinê kurulmasını talep etmesine neden olmuş. 2017’den itibaren Hol, Tabka ve Rakka gibi Arap bölgelerinde de Mala Jinêler açılıyor.

Kongre Star’ın toplumsal alanda kadınların yer alması ve aile kurumunu denetlemesini sağlayan örgütlenmelerden biri de demokratik özerklik paradigmasının toplumsal örgütlenme birimlerinden biri olan komünler. Komünlerde bir kadın ve erkek temsilci seçiliyor. Komünler haftada bir toplantı yaparken Komün üyesi kadınlar her hafta ayrıca toplanıyor. Kadınların özel sorunları kadın komün toplantılarında konuşuluyor. Bu toplantılarda konuşmanın ötesinde özellikle erkek şiddeti konusunda Mala Jinêler doğrudan yetkili. Ancak kadınlar şiddete uğradıklarında sorunlarını komün yönetimine de taşıyabiliyorlar. Komün yönetimlerine kadınların yaptığı başvurular için bir tür kadın erkek barış komisyonları devreye girebiliyor. Bütün komün temsilcisi kadınlar aynı zamanda Kongre Star üyesi. Kadınlar kendi yaptıkları toplantılarda komün temsilciliği için aday önerebiliyor ancak isteyen kadınlar da ayrıca komün yönetimine aday olabiliyor. Komün yöneticisi kadınlar Kongre Star’dan maaş alıyor ve böylece geçim sorununu çözebiliyor ve toplumsal örgütlenmede görev alabiliyorlar. Örneğin Kamışlo’nun Kürt nüfusunun yaşadığı bir mahallesinde 500 hane komüne katılmış ve çok kalabalık olduğu için komün üç parçaya bölünmüş ve her parçanın bir kadın ve bir erkekle temsil edildiği üçlü-altılı komün yönetimi söz konusu.

Komünlerde yaşanan örnekler aslında genelde Suriye’de özelde ise Rojava’da kadınların özellikle aile içinde yaşadığı sorunların dökümü gibi. Gelinen noktada kadınların özerk yönetim altındaki bölgelerde yaşadıkları deneyimler kadın mücadelesinin boyutları hakkında ciddi ipuçları veriyor. Rojava’da erkek çok eşliliği artık hukuken yasak. Buna uymayan erkekler eşi talep ettiğinde doğrudan hapisle cezalandırılıyor. Bu hukuktan kaçmak için özerk yönetimin olduğu alanın dışına çıktıklarında mülklerine ve gelirlerine el konularak eşi olan kadına veriliyor. Aynı şekilde hapis cezasını tamamladıktan sonra ikinci evliliği bir başka evde sürdürmek isteyenlerin de mülküne birinci eş adına el konuluyor. Zorla evlendirme ve çocuk evliliği durumlarında kadınlar doğrudan komün yönetimlerine ve Mala Jinêlere başvuru hakkına sahip. Ayrıca kadınlar başvurmasa da ikinci kez evlenen erkekler tespit edildiğinde hapis ile cezalandırılıyorlar. Erkekler ancak evli olduğu kadının çocuğu olmaması durumunda yine kadın onay verirse ikinci kez evlenme hakkına sahip. Kuşkusuz kadınların bu onayı ne kadar gönüllü verdiği bir hayli tartışmalı. Aile tarafından zorlanan ancak evlenmek istemeyen kadınlar ve çocuklar Kongre Star’ın/Mala Jinêlerin koruması altına alınıyor. Ev içinde şiddet uygulanması durumunda şiddete uğrayan komün yönetimine başvuran kadınlar isterse, erkek doğrudan evden uzaklaştırılabiliyor ya da Mala Jinêlerin müdahil olmasıyla şiddetin boyutuna göre hapisle cezalandırılabiliyorlar. Kadınlar özellikle şiddet nedeniyle komün yönetimine başvurduklarında, yine başvuran kadınlar isterse, komünlerin bir tür kadın erkek barıştırma komisyonu olan heyetleri devreye giriyor ve erkeklerin bir daha yapmayacaklarına ilişkin taahhütlerini kadınlar kabul ettiğinde erkek evine dönebiliyor. Kadın ve erkek eşler istenmeyen gebelik halinde birlikte karar verdiklerinde kadınlar kürtaj olabiliyor. Tecavüzle oluşan gebeliklerde ise Mala Jinêler devreye giriyor ve kürtaj yapılıyor. Mala Jinêlerin kadınlara sağladığı güvence kadınların esareti yaşadıkları evliliklerden kurtulmalarının önünü açıyor, kadın devriminin örgütlenmeye başladığı ve kadınların özgürleşme adımlarının hızlandığı günlerden itibaren boşanmaların yanı sıra boşanmaların toplumdaki meşruiyetinde de artış söz konusu olmuş.

Kongre Star’la bağlantılı kadın özsavunma gücü YPJ ilk olarak 2014 yılında örgütlenmeye başlıyor. Kadınların patriyarka ve erkek şiddeti nedeniyle yaşadığı ezilmişliğe karşı verdiği mücadelenin kadınlara özel bir özsavunma gücü gerektirmesi YPJ’nin oluşumunun önünü açıyor. Özellikle IŞİD ile mücadele esnasında YPJ’nin gösterdiği direnç ve kararlılık kadınların silahlanarak hem kendilerini savunmalarının hem de kadınların özgürleşmesinin önünü açacak mücadeleyi örgütlemelerinin önemini ortaya çıkarıyor. Rojava’da inşa edilen kadın devriminin attığı her adımda, militarizmden olabildiğince uzak kalmayı hedefleyen bir silahlı kadın gücünün/mücadelesinin varlığı, kadın devriminin kazanımlarının korumasının da garantisi oluyor. Bunun en önemli göstergelerinden biri de belki savaş süresince YPJ’nin varlığının YPG/YPJ tarafından kadınlara yönelik herhangi bir savaş suçunun, militarizmin erkek yüzünün kadınlara yönelen bir şiddet olarak yaşanmamasını sağlamasıdır. Suriye’deki Kürt coğrafyasının ötesinde IŞİD’den kurtarılan, Arap nüfusun yoğun olduğu yerlerde de Kürt erkek savaşçılardan kaynaklı herhangi bir cinsel şiddet vakıasının söz konusu edilmemesi (ki yaşanmış olsaydı başta Türk medyası tüm dünya medyası buna yeterince yer verirdi) de hiç kuşkusuz YPJ’li kadın savaşçıların bu süreçteki etkisinden.

Kürtlerin siyasal tanımıyla (Batı Kürdistan) “Rojava devrimine” katılan bileşenler arasında Süryani örgütlenmeleri de mevcut. Süryaniler bölgeyi “Kürdistan” olarak değil Süryanice Gozarto diye adlandırıyorlar ve devrimin orada mücadele eden tüm halkları içeren bir isimle anılması gerektiğini düşünüyorlar. Toplumsal/siyasal alanda faaliyet yürüten Suriye Süryani Kadın Birliği isimli sivil örgütlenmenin dışında ayrı bir Süryani-Asuri silahlı kadın örgütlenmesi (Bethnahrin- HSNB) de var. Bethnahrin’in kendine ait bir karargâhı var. YPJ ile birlikte de savaşıyorlar ancak YPJ’den bağımsızlar. Süryani kadınlar olarak Rojava devrimini önemli bulduklarını devrimin parçası olduklarını ama Kürt kadınlardan farklı sorunları ve öncelikleri olduğu için ayrı örgütlendiklerini ve bunların yanı sıra göç eden Süryani ailelerin evlerini topraklarını korumak gibi bir sorumluluklarının da olduğunu söylüyorlar. Süryani toplumu açısından Rojava devriminin önemli bir kazanım olduğunu ama derinleştirilmesi gerektiğini ve diğer inançlara yönelik eşitlik iddiasına sıkı sıkıya sahip çıkılmaya devam edilmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Kadın devriminin örgütlenmesine eşlik eden bir kadın ütopyasının inşası: Jinwar Kadın Köyü

Jinwar yaklaşık 30 haneli bir köy, 25 Kasım 2018’de açıldı. 26 hanede köye yerleşen kadınlar çocuklarıyla yaşıyor. Diğerlerinde ortak yönetim, sağlık ve enternasyonal dayanışma amacıyla köye gelen kadınlar yaşıyor. Köyde sadece Kürt kadınlar yaşamıyor, çocuklarıyla köye yerleşen Arap kadınlar da mevcut. Köyde kadınların işlettiği bir fırın ve bir de market var. Her ikisi de köy dışına da satış yaparak köy gelirlerine katkı sağlıyor. Köydeki kadınlar kendi güvenliklerini kendileri sağlıyorlar. Köyün ortasında büyük bir balıklı havuz çevresindeki dinlenme alanında kadınlar bir araya gelebiliyor. Üç dört odalı evlerde kadınlar çocuk sayısına göre kalıyor.

Tüm kadınlar ile iki haftada bir yapılan toplantıda köyün ihtiyaçları ve yapılacak işler belirlenip görev paylaşımı gerçekleştiriliyor. Ayda bir yine bütün kadınlarla yapılan toplantılarda ise belirlenen genel gündemler görüşülüyor. Köyün genel karar alma mekanizmasına ait işler şu an için köyün kuruluşunu örgütleyen Kongre Star ile bağlantılı kadınlar tarafından yürütülüyor. Söz konusu kadınların yanı sıra kararların alındığı toplantılara her ay rotasyon uygulanarak köyden bir kadın katılıyor. Alınan kararları köyde yaşayan kadınlara aktarmak da ilk elde rotasyonla toplantılara katılan kadınların görevi. Köyün deneyimi olgunlaştıkça ve yerleştikçe karar alma mekanizmasının tümüyle köyde yaşayan kadınlara devredilmesi planlanıyor. Önlerine çıkması muhtemel kimi sorunları zamana bırakarak kolektif çözümler üretmeyi amaçlıyorlar. Kadınlar bir ay gibi bir zaman diliminde köydeki yaşamı deneyip dilerlerse ayrılabiliyorlar. Köyde hangi kadınların kalacağının kararı için değerlendirme yapılıyor ve kolektif yaşama uyum ve istek önemli bir tercih nedeni oluyor.

Köye gelen kadınların çoğu, eşlerini savaş sürecinde kaybetmiş, erkeğin ya da kendi ailesinin baskısı, kimi zaman yeniden evlenmeye zorlanmaları nedeniyle aileleri ile ilişkilerini koparan kadınlar. Köye yerleştikleri için aileleri tarafından reddedilen kadınlar da var. Eşinden gördüğü şiddet nedeniyle köye yerleşen ve ölüm tehdidi nedeniyle kimlikleri gizlenen kadınlar da var. Kadınların köye giriş çıkışları serbest. Olanakların sınırlılığına rağmen kadınların merkeze ulaşımı için kullanılan araçlar söz konusu. Erkek misafirler köye girebiliyor ancak köyde gece konaklamaları söz konusu değil. Köyde örgütlenen etkinliklere katılım zorunlu değil. Buna 8 Mart, Newroz ve 4 Nisan kutlamaları ve Jineoloji eğitimleri de dahil. Ancak kadınların tüm bu etkinliklere çok ciddi bir katılımı var.

Çocukların eğitimi için derslikler yapılmış. Daha sonra yan köydeki okula gidecekler. Eğitim verilen derslikler var ancak hangi aşamaya kadar sadece köyde eğitim verileceği henüz netleşmemiş. Genel eğilim çocukların diğer köy çocuklarıyla ortak eğitim almasının daha iyi olacağı yönünde.
Şimdilik köyde kalan özellikle erkek çocukların ergenlik çağına ya da yetişkin sayılabilecek yaşa geldiklerinde nelerin yaşanabileceği konusunda net bir öngörü söz konusu değil. Kolektif bir deneyim sürecinin sorunların çözümünde belirleyici olması hedefleniyor.

Kadınların ve köyün temel ihtiyaçlarını Kongre Star karşılıyor. Barınma olanağının yanı sıra gıda, giyecek, çocukların ihtiyaçları vb. her ihtiyaç doğrudan Kongre Star tarafından karşılanıyor. Ayrıca köyde kalan kadınlara, karşılanan temel ihtiyaçların yanı sıra kendileri ve çocukları için harcamak üzere maaş bağlanıyor. Yemekler ortak yemekhanede pişiyor ve birlikte yeniyor. Ama isteyen kadınlar ortak yemekhanede pişen yemekleri alıp evlerinde çocuklarıyla birlikte yiyebiliyorlar. Köyün tüm temizlik ve teknik işleri güvenlik dahil olarak dönüşümlü üstleniliyor yani kadınlar her işi yaparak bir emek uzmanlaşmasını ortadan kaldırıyor. Zaman içinde tarımsal üretime açabilecekleri 300 dönüm toprağın, köyde kalan kadınlara paylaştırılması ve kadınların kendi ürettiklerini satabilecekleri bir pazar açılması tartışma gündeminde. Ancak bireysel üretim ve pazarda satış işinin özel mülkiyetin önünü açacağı ve kapitalist üretim ilişkilerinin köyün komünal yapısı ile çelişki oluşturacak olması da bir başka karar eşiği olarak gündeme gelecek gibi görünüyor.

Sonuç yerine: Kadın devrimini inşa eden ideolojik merkez olarak Jineoloji Akademisi
Jineoloji Akademisi Rojava’da inşa edilen kadın devriminin her aşamasının ve deneyiminin ideolojik olarak çerçevelendirilmesini sağlıyor. Kürt kadın hareketinin kadın kurtuluş paradigması/kadın bilimi olarak tanımlanan jineolojinin, yaşanan deneyimler ışığında yeniden üretilmesini örgütlüyor. Okullardan komünlere, Mala Jinêlerden bir araya gelerek hayatını değiştirmeye çalışan her kadın grubuna, verilen jineoloji eğitimleri, kadınların özgürleşme bilinçlerinin uyanış adımı olarak yaygınlaşıyor. Jineoloji aslında oradaki kadın hareketi açısından bir şekilde kurucu toplumsal ideoloji olarak ele alıyor yani sadece kadınların hayatının değil bir bütün olarak toplumun hayatının nasıl örgütleneceğinin zeminini kuruyor. Feminizmden ziyade Marksizme alternatif bir toplumsal kuruluş çerçevesinin düşünsel altyapısı olarak değerlendirilirken Kürt kadın hareketi açısından bir tür yeni sosyoloji- toplum bilim paradigması olarak ele alınıyor denebilir. Kuşkusuz feminizm ve Marksizm’le ayrım koyularak ifade edilen bir yeni toplumsal örgütlenme/toplumsal sözleşme modeli, hangi Marksizm ve hangi feminizm sorularını akla getiriyor. Diğer yandan özellikle feminizmle konulan ayrımların, (maddeci) feminizmin farklı toplumsal ve tarihsel koşullarda verilen mücadelelerde kendini yeniden üretemeyeceği düşünülerek tanımlanması hem feminizmi determinist bir bakış açısıyla ele almak hem de feminizme determinizm atfetmekle malul denilebilir.

Esad rejiminin okullarında görev alan öğretmenlerden de IŞİD’den kurtarılan bölgelerde yaşayan Arap kadınlardan da jineoloji eğitimlerine katılma talebi oldukça yaygın görünüyor. Keza Arap kadınların Mala Jinêlere ve Kongre Star’ın örgütlenmelerine ilgileri de artıyor zira erkekler karşısında kendilerini güvende hissediyorlar. Akademi şu anda esas olarak eğitimcilerin eğitimi programlarını örgütlüyor. Rojava’daki özerk demokratik yönetim de kadın örgütlenmesi de her açıdan seküler bir örgütlenme ancak patriyarkal dini inançların toplumsal alandaki, özellikle de kadınların hayatı üzerindeki, etkilerinin çok güçlü olması akademideki eğitimcilerin hassasiyetlerini artıran süreçler yaratıyor. Bu eğitimler süresince sadece bir ders olarak kadınların jineolojiyi dinlemeleri değil, kadın dayanışmasının, kolektif yaşamı ve kadın özgürlüğü için mücadeleyi örgütleyecek bilincin ve özgüvenin sağlanması hedefleniyor. Jineoloji eğitimleri aynı zamanda Mala Jinêlerin, YPJ’nin ve Kongre Star’ın, bir bütün halinde kadınların toplumsal alandaki varoluşlarının ideolojik çerçevesini çiziyor. Kadın dayanışmasının, bir kadın kurtuluş örgütlenmesinin hayatın her alanında kadınlarca yaygınlaştırılmasının, kadınların ürettiği mücadele bilgisi ve deneyiminin yine kadın kurtuluş mücadelesi için toplumun tüm hücrelerine yayılması sağlanıyor. Bilgiyi ve deneyimi Kürt kadın hareketinin kadın kurtuluş ideolojisinin süzgecinden geçirerek Rojava’daki kadın devriminin inşasına yeniden aktarıyor akademi. Aslında yazılı metinlerde görülen feminizm-jineoloji farkının Rojava’da örgütlenen kadın devriminin gündelik siyasetinde pek de fark edilmediği söylenebilir.

Rojava’da örgütlenen kadın devrimi kuramla politikayı ideolojiyle gündelik mücadele pratiğini bir araya getirerek bir kadın kurtuluş mücadelesi deneyimi ortaya koyuyor. Rojava devrimi demokratik özerklik temelinde kendini örgütlerken kadınlar bu devrimin her aşamasında, kadınların özgürlük mücadelesinin gereklerine ve önceliklerine göre konumlanıyorlar. YPJ, YPG ile birlikte Rojava’daki siyasal devrimin güvencesi olurken kadınların özgürlüğünün adım adım inşa olacağı/edildiği bir toplumsal devrimin de güvencesi olmaya devam ediyor. Kongre Star -YPJ ilişkisi bir yandan savaşırken bir yandan kadınların hayatını militarizmden arındırarak bir devrim örgütlemenin önemli bir deneyimimi sunuyor. Aslında deneyimin bu yanına belki de özellikle Rojava devrimiyle dayanışan Türkiye sosyalist hareketinin gözünü dikmesi ve kadınların silahlı mücadele örgütlenmelerinin toplumsal alanda feminist mücadele ile bir rezonans yakalayamadığı ölçüde kahramanlık mitlerine ve militarizme teslim olma tehlikesi ile karşılaşacağını fark etmesi gerekir.

Kuşkusuz kapitalist patriyarkanın Türkiye’deki gibi egemen olmadığı koşullarda, demokratik özerkliği hedef alan bir devrimin ve komünal yapıların örgütlendiği toplumsal koşullarda inşa edilen kadın devriminin dayanakları Türkiye’dekinden oldukça farklı. Ancak İslam inancının güçlü olduğu bir patriyarkal toplumda tümüyle seküler ve anti kapitalist yönelimli kadın devriminin (ki bir bütün halinde Rojava devrimi için aynı anti-kapitalist değerlendirmesini yapmak şimdilik güç görünüyor) mücadele deneyiminin hemen yanı başında, Türkiye’deki kadın hareketi ve feminist hareket açısından önemli deneyimler içerdiği muhakkak. Üstelik söz konusu devrimci dönüşüm süreci Ortadoğu’da paylaşım mücadelesinin hala savaşlar aracılığıyla devam ettiği koşullarda yaşanıyor. Rojava devriminin siyasal geleceğine ilişkin farklı öngörüler olmasına rağmen Rojava’daki kadınlar kendi yarınlarını büyük bir kararlılıkla örgütlemeye devam ediyorlar. Siyasal süreç ne olursa olsun örgütledikleri devrimin coşkusuna yan yana geldikleri herkesi sıcak bir dayanışma ile ortak ediyorlar. Kadınların mücadele deneyimlerinin sınırlarını aşarak birbirinden güç aldığını Arjantin’deki Ni Una Menos hareketinin İspanya’da bir milyon kadını sokaklara döken feminist greve güç verdiğini, Polonya’da kürtaj hakkı için grev yapan kadınların sesinin ABD’de Trump’a ve temsil ettiği erkekliğe karşı örgütlenen greve de ses olduğunu biliyoruz, hissediyoruz. Dünyanın dört bir yanından yükselen kadın mücadelelerine gözümüzü dikip seslerini duymaya çalışırken yanı başımızda örgütlenen kadın devrimini daha çok duymaya görmeye tartışmaya ihtiyacımız var. Kadın kurtuluş mücadelesinin yarattığı dalgaların da aynı sınıf mücadeleleri gibi hızla toplumları etki altına aldığını bilerek Rojava’da inşa edilen kadın devriminin etkilerine kendimizi daha fazla açmalıyız. Biz de bu yazıyla bu tartışmaya katkı amaçlı olarak sınırlı da olsa kimi feminist gözlemlerimizi paylaşmak istedik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir