DKP/BÖG: 1 Mayıs’da Alanlara, Hesaplaşmaya…

Yeni Bir Enternasyonalle Dünyayı Sarsalım!

Tüm dünya işçi sınıfının binbir mücadele yöntemleri ile sürdürdüğü ve ağır bedeller ödeyerek tarihe “İşçilerin birlik ve mücadele” günü olarak geçirdiği 1 Mayıs’ı ve onu yaratanları selamlıyoruz. Dünyanın her yerinde alanları kızıla boyayarak miyonlarca ağızdan, yüzlerce dilde haykırılacak olan insanlığın biricik kurtuluş yolu, Devrim ve Sosyalizm mücadelesinin Türkiye topraklarındaki devrimci savaşın yürütücülerinden olan partimiz, bütün gücünü zafer gücüne dönüştürmeye, burjuvaziyle büyük hesaplaşmaya hazırlanıyor. Parçası ve bileşeni olduğumuz dünya işçi sınıfını ve ezilen halkları emperyalist-kapitalist barbarlık rejimlerini hedefine alan, onu yıkmayı amaçlayan yeni bir enternasyonalde buluşmaya ve kan emici sömürü iktidarlarını yıkmaya çağırıyoruz.

1 Mayıs’ın Parolası: Birleşik Devrim

Türkiye İşçi sınıfı ve ezilen halkları direnişçi bir ruhla 1 Mayıs’ta meydanlarda olacak. Hep bir ağızdan bu düzeni lanetleyecek, yeni bir dünya isteyecek. Ancak ezilenlerin parçalı yapısı ve dağınıklığı, bir kesim solun iktidar güçleri arkasına yedeklenme görünümü, topyekün sömürü sistemini karşısına almama hali faşizmin cesaretini kırmaya yeterli değildir.

Bugün Soma’da patronların adaletini uygulayan da, Karadeniz’ de yaşam alanlarını talan edenler de, tacizci ve tecavüzcüleri üreten, kadını metalaştıran patriyarkal sistemin sahipleri de, Kürt halkını sömürgeleştiren, tecrit altında imha etmeye çalışan iktidar bloku da aynı oyunun aktörleridir. Türkiye devleti 80 milyonun değil, bir avuç sermaye sahibi sınıfın devletidir. Bugün çıkarı faşist kurumsallaşmada olanlar ve bunu AKP-MHP bloku ile yürütenler yaşanılan bu zulmün başsorumlusudur. Seçim sonuçları itibariyle AKP-MHP faşizminin önemli güç kaynağı olan büyükşehir yönetimlerini kaybetmesi faşizmin geriletilmesi mücadelesinde yeni bir evredir. Ancak AKP-MHP faşizmini yıkacak bir sonuç değildir. Bu sonucun örgütlenmesi için yüzünü sokağa, iktidarı yıkmaya dönen bir örgütlenmenin başarısına ihtiyaç vardır. Seçim süreci sonrası AKP-MHP faşist blokunun gerilemesi saldırılarının gerilediği anlamına gelmiyor. Aksine iktidar sallanırken saldırıların dozunu artırarak devam ettiriyor. Ondan olmayanı ya tutukluyor, ya öldürüyor ya da karın tokluğuna biat etmeye zorluyor. Son ekonomik kriz göstermektedir ki sürdürülemez bir iktidar ülkeyi yönetmektedir. Ali cengiz oyunları ile bir taraftan S-400’ü almaya bir taraftan F-35 pazarlığını yürütmeye çalışan, ekonomik krizi bir çay – bir simit ile yaşanabilir trajikomikliğiyle ifade eden AKP için artık yolun sonu görünmüştür. Bu son aynı zamanda Türkiye sermaye sınıflarının da beka krizi haline gelmiştir. Bu nedenle AKP-MHP faşizmi ister halklara ve işçi sınıfına saldırıları artırarak ayakta kalmaya çalışsın, ister sermaye sınıfları yönetememe krizlerini aşmak için “milli mutabakat hükümeti – Türkiye ittifakı” isimleri ile yeni arayışlara girsin buradan emekçi sınıfların payına düşen tek şey daha çok yoksulluk, daha çok yasaklar ve baskılar olacaktır. Yolun sonunu hazırlayacak olan şey bir sonraki seçimler değil, birleşik devrim mücadelesinde buluşacak devrimci örgütlenmeler olacaktır.

Bu barbarlık düzeninden ancak devrimci bir savaşım ile çıkacağız. Açlık grevleri, işçi direnişleri, gençlik eylemleri, kadınların sokakları zapteyleyen kararlılığı, Kürt halkının baş eğmez, diz çökmez duruşu 1 Mayıs’a ve bu yıla rengini verecektir. Bu direniş zenginliğini zafere taşıyacak örgütlenmenin öncüsü de görevine hazırlanmaktadır.

1 Mayıs’ta tüm meydanları kitlesel bir şekilde doldurmak ve devrim hedefine odaklanarak, faşizmi yeneceğiz sloganlarını haykırmak, sömürü barikatlarını kızıl bayraklarla yıkmak ilk görevimizdir.

1 Mayıs tüm dünya işçi sınıfına şan olsun.

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!

DKP/BÖG

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir