Orhan Yılmazkaya’nın Cüreti ve Dörtler’in Atılımı-Tufan Pir Keleş

“Halı dokumaya benzer yani Kavgayı da dokumak Sabredip ilmek ilmek dokuyacaksın…”

Tarihin akışı nehir sularının akışı gibidir. Sürekli ileriye doğru bir hareket içindedir. Nehir suları kendi akışı içinde bir yenilenmeyi doğurur. Ünlü filozof Herakleitos’un dediği gibi “Bir nehirde iki kere yıkanılmaz. Çünkü o nehir aynı nehir değildir.” Tarihin akışı da nehir suları gibi sürekli canlı bir değişim içindedir. Doğa değişimlerinden, toplum değişimlerine yaşanan bir çok şey artık aynı şey değildir.

Değişim kesindir fakat değişimin örgütlendiği zaman dilimi görecelidir. Anda farkedilmesi zor olan değişimler zamanın akışı içerisinde somut değişim verilerini açığa çıkartır. Örneğin buzulların kudreti yıllar öncesinde dimdik ayakta iken şimdi devasa kütleler halinde parçalanıyor.

Devrim dediğimiz değişim anı da buzul kütlelerinin parçalanmasında yaşanan iklimsel değişimlerin bir sonucu gibi gelişiyor.

Devrimleri açığa çıkartan şeyler için sınıf mücadelelerinden, kapitalistleşme düzeyine, savaşlara, ulusal hareketlere kadar bir çok değerlendirme ortaya koyabiliriz. İdeolojik okuması derin ve uzun olan bu konuya burada değinmeyelim. Ancak konuşmamız gereken yer bu ideolojik ve tarihsel birikimi devrimci mücadelede doğru sentezle buluşturarak andaki duruşlarıyla da ileriye doğru bir ok gibi fırlatan 21.yüzyıl devrimcileridir. Dünya devrimine kapıyı aralayacak olan bu devrimci mayalanmada on yıl önce Bostancı direnişi ile tanıdığımız Orhan Yılmazkaya ve onunla tarihsel kesişimi itibariyle Dar Azza şehitleri Cömert Nazif Efe, İdil Güler, Zahide Roza Suk ve Cihan Efe’nin cüretten atılıma gelişen devrimci militanlığını anlamaya ve anlatmaya çalışalım.

Bostancı’da yaşanan direniş, Kızıldere’de örgütlendi

2000’li yıllar Türkiye’si cüretini yitirmiş bir solu, gelişen islami kapitalizmi ve beraberinde neoliberal politikaların da giderek örgütlendiği bir dönemi işaret ediyordu. Ölü toprağının devrimci mücadelenin üzerinde olduğu bir dönemdi, yaşanan. Devrimci harekete bir çıkış, bir yol gerekiyordu. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi dışında savaşan bir gücün varlığı ne yazık ki yeterli düzeyde yok idi. Gerçekleşen eylemler, işçi direnişleri adeta bir döngü halinde birbirini tekrar eden biçimdeydi ki İstanbul’un çeşitli yerlerinden bombalama eylemleri haberleri geliyordu. Kimdi bunlar sorusu sol içinde giderek yaygınlaşıyordu.

27 Nisan sabahında Orhan Yılmazkaya bu sorulara cevabı polis telsizinden onu dinleyen polis müdürüne ve tüm sola verdi. Kendinden ve mücadelesinden, haklılığından emin bir şekilde aynı Mahir’lerin Kızıldere’de polislerin teslim ol çağrısına verdikleri “ biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” cevabı gibiydi, Orhan Yılmazkaya’nın sözleri. İşçi sınıfı ve ezilen halkların kurtuluş mücadelesindeki haklılığını, Kızıldere’den ve nice devrimci savaşımdan öğrendiklerini “teslim olmayan bir feda devrimci kuşağının layığı olmaya çalışacağım” diyerek anlatmıştı.

Orhan Yılmazkaya’nın Bostancı direnişinde ortaya koymuş olduğu devrimci cüret ve militanlık Türkiye devrimci hareketi için yakalanması gereken bir değişim anı idi. Kızıldere son değil, … sloganınının devamını pratik kılacak olan şey bu cüretde toplanmıştı. Orhan Yılmazkaya’nın bir yazısında ifade ettiği “yanlışlık anı” kendisi için Bostancı direnişi idi, Türkiye devrimci hareketi için ise bu yanlışlık anı öncelikle Yılmazkaya’yı sahiplenmek, onun devrimci savaşını kavramak olacaktı. Ve öyle de oldu. Orhan Yılmazkaya’nın sloganları sokaklara taştı, Gezi direnişini örgütledi, Kobane direnişine katılan enternasyonalist atılımın adımı oldu.

Dar Azza’da Orhan Yılmazkaya’nın cüreti ayaklandı

Orhan Yılmazkaya’nın direnişinin gerçekleştiği yıllarda demokratik lise mücadelesi vererek Türkiye’nin eğitim sistemini değiştirmeye çalışan Dört’ler, Orhan Yılmazkaya’dan sadece 8 yıl sonra onunla aynı amaç doğrulusunda Türkiye devrimi için koyuldukları yolda 27 Nisan 2017 tarihinde faşist TC ordusu ve çetelerinin kuşatmasında ölümsüzleştiler.

Orhan Yılmazkaya gibi devrimci savaş alanlarını devrimci mücadelenin en ileri mevzileri olarak görüp eğitimlerini tamamladıklarında, eylemlerini gerçekleştirmek üzere yola çıktılar. Kızıldere’den Bostancı’ya dönüşen kararlılık ve devrimci feda kuşağı, Bostancı’dan Dar Azza’ya kendini büyüttü. Düşmana teslim olmak bir kenara son mermisine kadar direnen özgürlük savaşçıları İdil, Cömet, Zahide ve Cihan son mermilerinde kendileri için tereddüt etmediler. Burada teslimiyeti onurlu bir direnişe çeviren ve devrimci feda kuşağının artık bir gelenek olduğunu Türkiye devrimci hareketine ve binlerce devrimcisine miras bıraktılar.

Demokratik lise mücadelesinden Türkiye devrimini örgütlemeye, faşizmi yıkmaya yönelen bu eylem devrimci mücadelenin gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Orhan Yılmazkaya ve Dörtler devrimciliği arasındaki bağ, devrimci mücadelenin, yaşamın sürekliliğidir. Orhan Yılmazkaya’yı tanıdığımız Bostancı direnişinin arka planında örgütlenmiş devrimci yaşam ve Dar Azza’da tanıdığımız Dört’lerin devrimci yaşamı bir bütünlük ifade etmektedir.

Devrimciliği bir yaşam olarak örgütlemekte karar almış tüm devrimcilerin cüreti ve militanlığı bugün faşizmi yıkmak için Orhan Yılmazkaya gibi Dört’ler gibi hazırlanmaktadır. Ve onları birleşik devrimin örgütlendiği her anda tanımaya devam edeceğiz. Türkiye devriminin zaferini mayalayan bu devrimci cüret ve militanlık artık şaşmaz bir kararlılıkla biz buradayız demektedir.

Bu kararlılık sadece devrimci savaş alanlarına özgün değildir, bugün Türkiye zindanlarında faşizmi yenmek için binlerce devrimci aynı kararlılık içindedir. Her eylem ve direniş devrimci cüret ve militanlığı bir adım daha ileri taşıyor. Şimdi lise sıralarından, üniversite kampüslerine, işçilerden kadınlara bu cüreti ve militanlığı devrimci yaşam haline getirme zamanıdır. 100 günleri aşan açlık grevi direnişçileriyle bağı 100’leri aşacak faşizmi geriletecek ve yıkacak eylemlerle kuralım. Orhan Yılmazkaya devrimci cüreti yeniden canlandırdı, Dört’ler bu cüretten cesareti kuşandı ve atılımı gerçekleştirdi. Şimdi sıra bizde!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir